|
Senede bir günle kadınların değeri bilinmeye çalışılıyor.
Kadınlar, hiçbir çağda bu çağda olduğu kadar kötüye
kullanılmadı. Eski devirlerde başka türlü çekiyordu bu devirde
başka çekmekte.
Sonunda çeken, hep kadın oluyor.
Anne olarak, ev kadını olarak iş kadını olarak kadının türlü
meseleleri var.
Bunlara çareler üretileceğine en belirgin özellik olarak
cinsiyetiyle ön plana çıkartılmakta. Kadınlar, cinsiyetinden
dolayı bir eşya gibi görülmekte. Kadınlar, ışıltılı bir sömürü
altında. Bu sömürü, artan bir trendle uçup gitti. Şimdilerde
kadın için yapılanlara sömürü kelimesi bile yetmez. Kadınların
problemi sadece sırtında yük taşıması değil. İşteki zorluklar
da değil. Güzellik kraliçesi diye, sanatçı diye manken diye,
hostes diye... uğradığı aldatılmışlıklar az mı? Bunların
mağdurları da dayak mağduru bir kadın kadar psikolojik işkence
altında. Kullanılıp, günü gelince kirli bir bez gibi kenara
atılmaktalar.
Herhalde kadınları yine kadınlar kurtarır.
Kadınların kendilerine sahip çıkması lazım. Köydeki, taşradaki
kadınların derdi başka. O yaldızlı dünyalardaki kadınların
derdi başka. Birinin evine, barkına çoluk çocuğuna karşı
diğerinin bu zenginlikleri de yok. O diğeri, bazılarının
gözünde yalnızca metres, yalnızca süs, yalnızca dişi.
Yalnızca insan değil kısacası.
Kadın, büyük meselemiz. Kadının muhafazakâr çevrelerde ayrı,
modern çevrelerde ayrı sancıları var. Dünyanın yükünü kadınlar
çekiyor. Kadın, ne kadar sağlamsa aile o kadar sağlamdır.
Çocuğu baba değil, anne yetiştirir. Evet; anne sadece doğurmaz
yetiştirir de. Çocuğun hayat mimarı annedir. Evin mimarı da
odur.
Kadınlar yıkılınca her şey harabeye döner.
Onun için evliliklerin yürümediği nüfus artışının durduğu
fuhşun sel gibi aktığı ülkeler kadınlarımızı hedef alıyorlar.
Onlar ve onların güdümündekiler.. Şu gün kadına en büyük
fenalığı bazı yayın kuruluşları yapmakta. Onlarınki artık
müstehcenlik de değil. Kadınlar, sanki dilediklerince tasarruf
edecekleri bir varlık.
Neden kadın kuruluşları bunu engellemez?
İçi boşalmış kavramlar etrafında kısır döngüler boşuna
yorulmakta. Kadını tanımak için onun ruhunu tanımak lazım.
Dindeki yerini, ailedeki yerini tarihteki yerini, sosyal
hayattaki yerini tanımak lazım.
Kadın esasında şefkatin adıdır. Merhamettir, sevgidir.
Kadınlar aziz varlıklardır.
O, aşağılıkların, süfliliklerin metaı değil, eştir, annedir.
Bizim toplumumuzdaki kadınlara dışımızdaki dünyanın kadınları
gıpta ediyordu. Gıpta edileni gıpta edene benzetmeye
çalıştılar. Bu gayret bir türlü bitmedi.
Kadın ya paranın tuzağına düşürüldü veya ideolojinin kölesi
yapıldı.
Kadınları kaybedersek her şeyi kaybederiz. |
|
|
|
|
|